Enformel Çalışanların Sendikal Hakları

GİRİŞ

Sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan işgücü; çalışan haklarının muhafazası noktasında ciddi bedeller ödeyerek sendikal hakların doğumunu ve tesisini ortaya çıkarmıştır. Sendikaların lokal şekilde çalışanları muhafaza etmesinin yeterli gelmemesi ve özellikle 1970 yılından sonra ortaya çıkan üçüncü dalga, hizmet sektörü ve küreselleşmeye karşı kendini yenileyememesi çalışan hakları yönünden güncel problemleri ortaya çıkarmıştır.

            Özellikle kapitalist ekonomilerdeki sermaye aktörlerinin sayısındaki artış, artan nüfus ve kontrolsüz göç nedeniyle kentlerde yüz yılı aşkın sürede inşa edilen sosyal güvenlik ve sendikal hakları talep edemeyen bir kesim doğrudan doğruya işgücü piyasasının içine dâhil olmaya başlamıştır. Öyle ki bu kesim artık ekonominin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu kimseler için çalışma bir tercih alanı değil, hayatta kalmak için bir zorunluluktur.

Bu çalışmada enformel çalışanların sendikal hakları incelenmeye çalışılmıştır.

1. İŞ GÜCÜ PİYASASINDA ENFORMEL İŞ GÜCÜ PİYASASI

1.1 TANITIM

Formel işgücü piyasası, özellikle şehirlerde sanayi, ticaret veyahut hizmet alanlarında geçici ya da sürekli çalışanlar ile kamuda çalışanların oluşturduğu iş gücü piyasası olarak tanımlanmaktadır. Enformel işgücü piyasası ise özellikle dışarıdan göç alan kentlerde sürekli iş bulamayıp gündelik ve geçici çalışan ya da çok az bir sermaye ile bağımsız çalışarak gelir sağlayanların oluşturduğu “gayri resmi” bir sektör olarak tanımlanmaktadır.

Enformel sektöre ilişkin olarak ilk tanımlama ise 1970’li yıllarda tarım dışı ekonomik faaliyetleri anlatmak amacıyla kullanılmış ve gelişmekte olan ekonomilere özgü ve geçici bir işgücü modeli olduğu üzerinde durulmuştur. Ancak özellikle 1980’li yıllarda artan küreselleşme faaliyetleri ile birlikte formel sektörün dışında kalan ve yasa ile düzenlenmemiş olan tüm faaliyetleri kapsayan bir tanımı yapılmıştır ve bu tanım uluslararası düzeyde ilk kez 78. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda, 1991 yılında ele alınmıştır. ILO, ARPLA tarafından istihdam edilenler içinde enformel işgücünün profili şöyle tanımlanmıştır:

–  İş güvencesinden yoksundur.

– İş yasalarının asgari ücret korumasından yararlanamaz.

– Normal ve standart çalışma saatlerinden yararlanamaz. Daha uzun çalışma saatlerine tabi olur.

– Dinlenme hakları yasalarla düzenlenenin çok altındadır.

– İş sağlığı ve güvenliği standartlarından uzak çalışırlar.

– Sosyal güvenlik sisteminin hukuken ya da fiilen dışındadırlar.

– Sendikalaşma ve toplu sözleşme hakları ya yasal olarak yoktur ya da kullanamazlar.

Enformel iş gücü piyasası; insanların hukuki ve iktisadi güvencesinin olmadığı, çalışma ve sosyal güvenlik haklarının uygulanmadığı, yoksulluğun yaygın olduğu bir alandır.

1.2 UNSURLARI

Esneklik ve Heterojenlik

Enformel işgücü piyasasında heterojenlik; istihdam statüleri, verimlilik, yetenek, farklı sektörler ve devletle olan bağlantıların çeşitliliğini anlatmaktadır. Bu noktada esnekliğin tabii sonuçlarından biri olan enformel işgücü piyasasının heterojen niteliği ücret, çalışma hakları ve sosyal haklara erişim bakımından birbirinden farklı çalışma biçimleriyle ortaya çıkmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde formel ekonomide yaratılan işlerin ve çalışanların sayısı sınırlı iken, kırsal ve kentsel bölgelerde enformel bağımsız çalışanlar çoğunluğu oluşturmaktadır. İşgücü piyasasının formel ve enformel olarak bölünmüş yapısı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkın da tanımlarından biri olarak kabul edilmiştir.

Enformel istihdam gelişmiş ülkelerdeki oligopol yapılarca da düşük ücret düzeyleri ile taşeron ağlar şeklinde örgütlenmekte, bununla birlikte yoksulluğun yaygınlığına bağlı olarak da esneklik ve heterojen yapısı rekabeti körüklemekte ve emek-uyum değişken haline gelmektedir

Bu nokta itibariyle oligopol piyasa oluşturan çok uluslu işletmeler işçilerle çok çeşitli iş akitlerini tesis etmekte ve sosyal güvenlik katkılarından kurtularak mali yükümlülükleri azaltmaktadırlar. Dolayısıyla, çalışma haklarına muhalif iş sözleşmeleri ve anayasal sosyal güvenlik kapsamında olmayan işçilerin belirsiz çalışma süreleri ve izinsiz çalıştırılması da bu sektördeki tanımını oluşturmaktadır.

Eğretilik ve Güvencesizlik

            Enformel ekonomi modelinin toplumda kabul edilmesindeki en önemli nedenlerden biri de istihdam yaratmasıdır. Küreselleşme ile birlikte devletin sosyal hakların tesisini sağlama da yetersiz kalması sendikaların sanayi ve sektörel düzeyde enformel çalışma sistemine itiraz etmeleri ve bu sektörde çalışan kişilerin popülist politikalar sonucunda hak arama mevhumundan uzak kalmaları eğretilik olgusunu tanımlamaktadır.

Enformel işgücünde istihdam edilenlerin düzenli gelire sahip olmayışı hastalık, yaşlılık, analık ve iş kazası gibi risklerde sosyal güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmaması, enformel sektördeki vasıfsız işgücünün niteliğini yükseltmek adına kamu ve STK’ların eğitim faaliyetlerinde yetersiz kalması  da iş güvencesizliğinin tanımını oluşturmaktadır.

Gerçekten de devlet aygıtı açısından da enformel çalışanların sosyal güvenlik kapsamına alınması sistemin yaşaması ve sürekliliği için gereken aküeryal dengeyi bozabileceğinden dolayı da güvencesizliğin devlet tarafından bir politika olarak uygulandığı sonucunu taşır.

Ayrıca enformel sektördeki çalışanların işsizlik veya enformel çalışma arasında bir seçim yapmak zorunda olması bununla birlikte işe alma ve işten çıkarma konularında herhangi bir güvencesinin olmayışı bunun sonucu olarak da istihdamın istikrarsızlaşması da güvencesizlik olarak tanımlanmaktadır.

Eşitsizlik ve Kutuplaşma

            Çok uluslu işletmelerde çok sayıda geçici statüde ve nitelik gerektirmeyen enformel istihdama karşılık az sayıda sürekli statüde yaratıcılık gerektiren ve güvence içeren istihdam yaratılması işgücü piyasasındaki eşitsizlik ve kutuplaşmanın kaynağıdır. Birincil ve ikincil olarak bu şekilde katmanlaşan işgücü piyasası içinde dışlanma riski yüksektir. Formel işgücü grubu ekonomik durgunluk döneminde dahi iş güvencesine ve sosyal güvenlik haklarına sahip iken enformel işgücü piyasası ekonomik durgunluk dönemlerinde yüksek düzeyde iş güvencesizliği ekonomik büyüme dönemlerinde ise istihdam düzeylerindeki artış nedeni ile ücret miktarında güvencesizlik yaşamaktadır.

Toplumsal yapıdaki kutuplaşma cinsiyet eşitsizliğini de içermektedir. Yoksullar sosyal koruma sisteminden büyük ölçüde dışlanmakta ve yoksulların çoğunluğunun da kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır. Bu nedenle enformel sektörde kadın ve çocukların durumları çok daha öncelikli müdahaleyi gerekli kılmaktadır.

2. ENFORMEL EKONOMİDE ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTLENMESİ

Enformel işgücü piyasasındaki çalışanlar örgütsüz oldukları için sosyal diyalog süreçlerinde ve kurumlarında hiç yer alamamakta ya da eksik temsil edilmektedirler. Örgütsüz çalışanların temsil güvenliğinin sağlanmaması halinde diğer haklardan da faydalanamayacağı tartışmasız bir durumdur. Çünkü çalışanlar tek başlarına ekonomik, sosyal ve siyasal yönden güçsüz olup ancak sendikal yaşam ile işveren karşısında bu güce ulaşabilmektedirler.

Çalışanlar, enformel ekonomideki örgütlenme ve temsil eksikliği nedeniyle yasal ve sosyal koruma sisteminin dışında kalmakta kamu hizmet ve kolaylıklarından yararlanamamakta ve eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadırlar.

Sendikaların enformel çalışanları örgütlemesi ve enformel ekonominin geri itilmesinde ve yoksulluğun önlenmesinde belirleyici unsurdur. Güçlü, bağımsız ve temsil niteliğindeki sendikalar çalışanların çıkarlarını korumada etkili olduklarını geçtiğimiz 100 yıl içinde defalarca ispat etmişlerdir. Güvencesiz çalışanların sendikalarda örgütlenebilmelerine imkân sağlanması halinde ekonomik ve sosyal haklara ulaşmalarında önemli bir yol kat edilebilecektir.

Her ne kadar geçen 30 yılda çok eleştirilmelerine, önemli derecede baskıya uğramalarına, siyasileşmelerine ve üye kaybetmelerine rağmen yüzyıllara dayanan bir mücadele ve deneyim ile biçimlendirilmiş sendikalara eş tutulabilecek başkaca bir örgütlenme yoktur. Toplumun genel çıkarlarının demokratik gelişmenin ve sosyal bütünlüğün sağlanması için enformel ve kurumsal ekonomide çalışanları etkili bir biçimde örgütlenmiş sendikaların varlığına ihtiyaç bulunmaktadır. Günümüzdeki dışlanma, yoksulluk ve güvencesizlik karşısında enformel çalışanların da sendikal haklarının korunması tüm dünya çalışanlarının çıkarınadır.

3. ENFORMEL ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTLENMESİ ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Enformel işgücü piyasasındakilerin sendikaya gereksinim duymalarına karşın sendikalaşması önünde birçok engel bulunmaktadır.

3.1 Enformel Ekonomi

Örgütlenmenin önündeki engellerin en önemlisi enformel ekonominin yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır.  Enformel ekonomik faaliyetler içerik olarak da çok geniş bir alanı kapladığı için özellikle bu ekonomi modelindeki iş yerlerinin küçük ve dağınık olması aynı zamanda çalışanların az sayıda olması ve irtibatının bulunmaması sık karşılaşılan bir durumdur. Çalışanlar çok sık iş yeri ve bölge değiştirmektedir. Çalışanların büyük bir kısmı vasıfsızdır ve kolay işten çıkarılabilmektedirler. Bununla birlikte üretim birimlerinin sürekli olmamasıyla işverenlerin ödeme ve finansman olanaklarındaki sınırlılık da sendikal örgütlenme önündeki engellerden biri olarak tanımlanmaktadır.

Enformel ekonomideki çalışanlar arasında da örgütlenme ve toplu hareket etme deneyiminin bulunmaması da örgütlenmeyi güçleştiren başka bir nedendir. Enformel çalışanlar kendilerine daha yararlı olacağını düşündükleri için işverenlerle ilişkilerindeki her tür sorunu bireysel çabalarıyla çözmek zorunda kalmaktadır. Çalışanların bu eğilimini açıklamak için birçok neden öne sürülmektedir. Miguelez’e göre küçük iş yerlerine hâkim olan sendika karşıtı kültür nedeniyle çalışanların sendikalaşmasının riskli olması bu durumun ortaya çıkmasındaki en önemli nedendir.

Her halükarda yoksulluk, yüksek işsizlik düzeyi ve uzun süre işsiz kalma olasılığı diğer olası güvencesizliklerle bir araya gelince çalışanların örgütlenmesi ve toplu eylem yapması güçleştiğinden dolayı enformel ekonomide örgütlenme sağlanması çok zor bir durumdur.

3.2  Sendikalardan Kaynaklı Engeller

Enformel ekonomide çalışanların örgütlenmesinde ve temsil edilmesinde karşılaşılan engellerin bir kısmı sendika yapılarından kaynaklanmaktadır.  Sendikaların uzun süredir sahip oldukları örgütlenme ve eylem biçimleri, uyguladıkları stratejiler enformel işlerde çalışanları kapsamada yetersiz kalmaktadır. Enformel ekonomide korumasız bir biçimde çalışanların örgütlenmesinin ne kadar önemli olduğu sendikal hareketin tümünde ne kadar önemli olduğu anlaşılmış değildir.

İronik bir biçimde sanayi devriminin enformel ekonomisiyle birlikte ortaya çıkan sendikalar formel ekonomi modellerine uyum sağladıktan sonra yeniden enformel ekonomide faaliyet gösteren işçilere ulaşmada yetersiz kalmış bir anlamda “kurucularının haklarını muhafaza edemez olmuştur. “

Araştırmalar ulusal sendika yapılarının bir çoğunun enformel çalışanları örgütlemeye yönelik özel eylem ve politikalarının bulunmadığını da göstermektedir. Geleneksel sendikacılık biçimleri bu ekonomide çalışanları örgütlemeye uygun değildir ve yetersizdir. ILO ve uluslar arası hür işçi sendikaları konfederasyonunun ortak araştırmasında ulusal sendika yapılarının %25 i enformel çalışanları örgütlemek için hiçbir girişimde bulunmamıştır. Sendikaların girişimde bulunmama nedenleri olarak; harcamaya ve zamana ilişkin kısıtlamalar, ulusal mevzuatın ve sendika tüzüğünün değiştirilmesi gerekliliği, sendikanın ekonomik ve çalışma şartlarının yetersizliğinde karşılaşılan zorluklar gösterilmiştir.

Sendikaların gelişme ve kurumsallaşmada gösterdikleri uyumsuzluk ve eskimiş stratejileri ile söylemleri terk etmeye gönüllü olmamaları, yenilik üretmede yetersiz kalmaları, örgütlenme sorunlarını ağırlaştırmaktadır. Enformel ekonomide daha önce sendika üyesi olmamış çalışma ve sosyal güvenlik haklarından habersiz ve sendikaya ön yargılı olan çalışanlar yoğunluktadır. Bu yönüyle büyüyen enformel işgücü piyasasında sendikacılığın geleneksel yapısı örgütlenme önündeki önemli engellerden biridir.

3.3 Sınırlı Sendikal Hak ve Özgürlükler

Çalışanların örgütlenme özgürlüğüne sahip çıkmayan ve güven altına almayan yasal ve idari düzenlemeler enformel ekonomide, çalışanların örgütlenmesini güçleştirmektedir.  Enformel ekonomide ücretli çalışanlar veyahut kendi hesabına çalışanların demokratik, bağımsız, üyelik temelinden örgütlenmelerine izin verilmemekte ve bu kesimler sosyal diyalog ile toplu görüşme süreçlerinden dışlanmaktadır.

Çalışanların sendikal hak ve özgürlüklerin kullanması önünde devletler, işverenler ve işletmeler ciddi engeller oluşturmaktadır. Çalışanlar bakımından dünyanın her yerinde sendikalı olmak, sendika ile davranmak büyük riskler taşımaktadır. Bu risk işten çıkarılmak olabildiği gibi doğrudan açık bir şiddetin ve baskının uygulanması biçiminde de ortaya çıkabilmektedir. Enformel işgücü piyasasında tehdit, şiddet ve korku nedeniyle insanlar sendikalara katılamamaktadır. Özellikle taşerona iş verme, eve iş verme sistemlerinde olduğu gibi dolaylı olarak enformel istihdam biçimleri yoluyla çalışanların korunmasızlığı daha çok yasal düzenleme yetersizliklerinden ve yasaların kapsamı dışında tutulmalarından kaynaklanmaktadır. Örneğin, evde çalışma biçimi bir çok ülkede yasal olarak hizmet akdine dayalı bir çalışma biçimi olarak tanımlanmamıştır. Nitekim ülkemizde de 4857 sayılı iş kanununun 4. Maddesinde de ev hizmetlerinde çalışanlar iş kanununun kapsamına alınmamıştır. Bunun sonucu olarak bu tür bir çalışma iş yasası, iş yasalarının kapsamı dışında kalan, asgari yasal güvencelerden ve denetimden uzak bir çalışma biçimini yasal olarak tesis etmektedir.

ILO, hükümetlerin enformel ekonomide çalışanların örgütlenme hak ve özgürlüklerinin önünde engeller oluşturduğunu belirtmektedir. Gerçekten de enformel istihdam sermaye birikim paradigmasında yukarı yönlü ivme kazandıran bir uygulamadır. Bu sistem siparişe dayalı üretimin içerdiği belirsizliğin işgücü piyasasında mevcut olması ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Enformel istihdamın yaygın olduğu ülkelerde ekonomik büyümenin gerçekleştiği bilinmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde enformel çalışanların sayısını arttıran taşeron ağlar halindeki örgütlenme istihdam yaratmakta diğer yandan yoksulluğun yayılmasıyla birlikte kuralsızlaştırma ve esnekleştirme yoluyla işgücü piyasaları rekabete açılmakta, bu çalışma sisteminin sendikal haklara karşı yapısı da ülkelerdeki sağ görüşlü hükümetlerin popülist bir politika yürütmesine yardımcı olmaktadır.

Enformel çalışanların örgütlenmesi önündeki engeller sadece çalışanların sendikaları reddetmesi ya da sendikaların bu çalışanları örgütlemedeki başarısızlığından değil ayrıca devletin yeterince korunmamış veya sınırlandırılmış çalışma ve sosyal güvenlik politikasından da kaynaklanmaktadır.

  1. 4. ENFORMEL ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTLENME HAREKETLERİ

 

4.1  Özgün Çalışan Örgütler

            Tarihsel olarak bakıldığında ilk sendikalar korunmasız olarak çalıştırılan işçilerden oluşmaktadır. Kapitalizmin doğuşuyla birlikte daha iyi yaşam ve çalışma koşulları arayışında işverenlerin gücü, piyasaların belirsizliği ve yaşamın olağan olayları karşısında hiçbir korumadan yararlanamayan çalışanlar sendika kurma yoluna gitmişlerdir. Bu nedenle günümüzün enformel işlerde çalışanlarını bütünüyle örgütlenemez görmek gerçekçi değildir.

Dünyada sadece enformel işgücünü kapsamak amacıyla kurulmuş olan örgütlerin varlığında artış görülmektedir. Söz konusu örgütler sendika, kooperatif, dernek gibi alışılageldik biçimlerde görülmektedirler. Ancak enformel ekonomiye özgür örgütler çoğunlukla küçük, zayıf ve yalıtılmış kalmakla, uluslar arası sendikal hareket ya da ulusal sendikalar tarafından yasal çalışan örgütler olarak tanınmamaktadırlar. Enformel ekonomide kadınların önemli bir yer tutması ve kadınların sendikal yapılardan dışlanması, ülkelerdeki sendikal hareketlerin erkek işçilerden odaklı olmasından hareketle 1999 yılında Kore Kadın İşçileri Sendikası kurulmuştur. Ayrıca Hindistan’da başarılı bir örnek olarak kabul edilen “Serbest Çalışan Kadınlar Birliği (SEWA)” benzeri birkaç istisna örgüt dışında yerel, sınırlı ve etkili bir örgüttür.

Aksine örgütlenmelerin varlığına rağmen, sendika kurma ve üye olma hakkının tanındığı durumlarda bile enformel işlerde çalışanların nadiren başarılı bir örgütlenme gerçekleştirdikleri görülmektedir. Enformel ekonomide oluşan örgütler genellikle kırılgan ve yapısal sınırlılıklar içindedir. Örgütlerin istikrar problemi üyelerini istihdam ve gelir düzensizliğinden kaynaklanmaktadır.

Kurumsal ekonomide katkı ödemelerinin işveren tarafından kaynağından kesilerek sendikaya verilmesi esas iken enformel ekonomide işverenlerin belirgin olmaması ya da örgütlenmeyi tanımaması gibi nedenlerle bu örgütlerin ekonomik kaynağı sınırlıdır. Zayıflıklarına rağmen, enformel ekonomideki çalışanların bu özgün örgütlenme girişimleri; yapı ve deneyimleri gerek sendikal hareketlerin doğumunun nasıl başladığını göstermekte gerekse bu yapıların mevcut sendikal hareket için kıymetli bir müttefik olduğu sonucunu çıkarmaktadır.

4.2 Sendikaların Girişimleri

Sendikalar son yıllarda ilgilerini enformel çalışanların örgütlenmesine yöneltmektedir.  Enformel çalışanların sendika bünyesine katılmaları için özel birimler oluşturulmakta enformel çalışanları da kapsama alacak kurumsal bir model geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Enformel çalışanların örgütlenmesi sendikalar için yeni eylemler, açılımlar ve politikalar ile birlikte yeni ek harcama ve geniş bir alanda farklı nitelikte personel çalıştırma ihtiyacını da beraber getirmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sendikaların çoğu, sınırlı finansal kaynaklara sahip olduğu gibi personel sayıları da yetersizdir. Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya’da sendikaların enformel çalışanları örgütlemede çoğunlukla başarısız kaldığı kabul edilmektedir. Dünyanın geri kalanında ise elde edilen başarılar ise yüzeysel kalmaktadır.

Enformel ekonomide çalışanların örgütlenmesine ilişkin olumsuz görüşler yaygındır. Hem kurumsal hem de yalnızca enformel ekonomide çalışanları örgütlemek üzere kurulmuş sendikal yapıların başarısız olduğu görülmektedir. Bu olumsuz çerçeveye rağmen sendikalar enformel ve eğreti işlerde çalışanları örgütlemek için girişimler gerçekleştirmektedir. Taşeronlaşma, enformel ve esnek çalışma biçimleri sendikaların geleneksel söylem ve eylemlerini geçersiz kılmıştır. Sendikal hareketin bu sorunları çözmesi için becerikli ve dinamik hareketlerle yeni yaklaşımlar üretmesi gerekmektedir.

SONUÇ

            Enformel işgücü piyasasının günümüzde aktif işgücünün çoğunluğunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Özellikle kapital düzende devletlerin ve işverenlerin siparişe dayalı ekonomi modelini koruyucu politikaları, esnek ve belirsiz çalışan ihtiyacını arttırmakta devletlerin eğitim sistemleri de formel çalışma hayatı için haddinden fazla insan yetiştirmekte ve üniversite mezununu kişilerin dahi enformel işgücü piyasasının bir öznesi olmasına neden olmaktadır. Sanayi devrimindeki gibi enformel çalışanların çalışma ve sosyal güvenlik haklarından yararlanması için yeni bir örgütlenme biçimi ortaya koymaları gerekmektedir. Çünkü mevcut örgütlenme modelleri enformel çalışanların problemlerini çözmekten uzak olup sadece formel çalışanların hali hazırda sahip olduğu hakların gözlemciliğini yapmaktadır. İçinde bulunulan süreç sanayi devriminin başladığı dönemle benzerlik göstermektedir.  Buna karşın küreselleşen dünyada bireysellik faktörünün ön plana çıkması da örgütlenmenin başlaması için gerekli olan sosyolojik zeminin de oluşmamasına neden olmaktadır. Ayrıca devletlerin mevcut yasaları da örgütlenme hakkıyla ilgili olarak formel çalışanları kapsamına almakta, enformel çalışanları ise bu haklardan mahrum bırakmaktadır.

Tüm bu sonuçlar itibariyle özellikle gelişmekte olan ülkelerde enformel çalışanların sendikal haklardan faydalanamadığı gelişmiş ülkelerde ise sendikal haklardan faydalanılmamasına karşın sivil toplum kuruluşlarının güçlü yapıları sayesinde bu kişilerin de kısmi de olsa çalışma ve sosyal güvenlik haklarından faydalandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

KAYNAKÇA

1- ERDUT,Tijen Çalışma ve Toplum Dergisi “İşgücü Piyasasında Enformelleşme Ve Kadın İş Gücü” s.12,İstanbul,2005

2-UN Women , 2015, UN WomenFlagship Programming Initiatives, 16 Theories of Change

3-ILO,  ARPLA, Labourlawsandtheworkingpoor, s.9 vd.,Bangkonk, 1990

4-KAPAR,Recep  Çalışma ve Toplum Dergisi “ Enformel Ekonomide Çalışanların Örgütlenmesi Ve Sendikalar” s.84, İstanbul,2007, s.85, s.86, s.91, s.93, s.95, s.99, s.103

5-ERDUT, Tijen s.18 , s.20 , s.21, s.23

6-ERDUT, Zeki, Çalışma ve Toplum Dergisi, enformel istihdamın ekonomik, sosyal ve siyasal etkileri s.80, 2007, İstanbul, s.79

7-ÖZTÜRK, Mustafa, Dergipark, Türkiye’de ve dünyada yeni sendikal perspektifler, s.505, 2011, İstanbul, s.507

8-BİRCAN, İsmail, Enformel sektör ve sosyal güvenlik: Sorunlar ve Perspektifler toplantı notları, s.36, 1998, İstanbul

9-TEMİZ, Hasan Ejder,Birleşik Metal İşçileri Sendikası, Kürselleşmenin sosyal boyutları ve Türkiye açısından etkileri, s.103, 2004, Ankara

10-MAKAL, Ahmet, Türkiye  Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Yayınları, Sosyal Politika, Sendikal Haklar ve Demokrasi, s.175, 2004, Ankara

11- MIGUELEZ, Faustino,  Petrol-İş sendikası dünya sendikal hareketleri dosyası, Avrupa ülkelerinde sendikalar, s.41, Mayıs 2002, İstanbul

12-GÜNGÖR, Yasemin, s.125

13- SELÇUK, Fatma Ülkü, İşçi sınıfının değişen yapısı ve sınıf hareketinde arayışlar, deneyimler, 1.sınıf çalışmaları sempozyumu bildiriler kitabı, Hindistan’dan bir örgütlenme deneyimi: SEWA, Türkiye’deki sınıf hareketi deneyimlerine bakış, Türkiye Sınıf araştırmaları merkezi yayınları, s.73, 2005, İstanbul

14-SELÇUK, Fatma Ülkü, Örgütsüzlerin Örgütlenmesi, Enformel Sektörde İşçi Örgütleri, Atölye Yayınevi, s.100, 2002,  Ankara

 

ERDUT,Tijen Çalışma ve Toplum Dergisi “İşgücü Piyasasında Enformelleşme Ve Kadın İş Gücü” s.12,İstanbul,2005

UN Women , 2015, UN WomenFlagship Programming Initiatives, 16 Theories of Change

ILO,  ARPLA, Labourlawsandtheworkingpoor, s.9 vd.,Bangkonk, 1990

KAPAR,Recep  Çalışma ve Toplum Dergisi “ Enformel Ekonomide Çalışanların Örgütlenmesi Ve Sendikalar” s.84, İstanbul,2007

ERDUT, Tijen s.18

ERDUT, Tijen s.20

ERDUT, Zeki, Çalışma ve Toplum Dergisi, enformel istihdamın ekonomik, sosyal ve siyasal etkileri s.80, 2007, İstanbul

ÖZTÜRK, Mustafa, Dergipark, Türkiye’de ve dünyada yeni sendikal perspektifler, s.505, 2011, İstanbul

BİRCAN, İsmail, Enformel sektör ve sosyal güvenlik: Sorunlar ve Perspektifler toplantı notları, s.36, 1998, İstanbuL

ERDUT, Tijen s.21

ERDUT, Tijen, s.23

TEMİZ, Hasan Ejder,Birleşik Metal İşçileri Sendikası, Kürselleşmenin sosyal boyutları ve Türkiye açısından etkileri, s.103, 2004, Ankara

ÖZTÜRK, Mustafa, s.507

KAPAR, Recep, s.85

KAPAR, Recep, s.86

MAKAL, Ahmet, Türkiye  Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Yayınları, Sosyal Politika, Sendikal Haklar ve Demokrasi, s.175, 2004, Ankara

KAPAR, Recep, s.91

MIGUELEZ, Faustino,  Petrol-İş sendikası dünya sendikal hareketleri dosyası, Avrupa ülkelerinde sendikalar, s.41, Mayıs 2002, İstanbul

KAPAR, Recep, s.93

KAPAR, Recep, s.95

KAPAR, Recep, s.95

GÜNGÖR, Yasemin, s.125

ERDUT, Zeki, s.79

KAPAR, Recep, s.99

SELÇUK, Fatma Ülkü, İşçi sınıfının değişen yapısı ve sınıf hareketinde arayışlar, deneyimler, 1.sınıf çalışmaları sempozyumu bildiriler kitabı, Hindistan’dan bir örgütlenme deneyimi: SEWA, Türkiye’deki sınıf hareketi deneyimlerine bakış, Türkiye Sınıf araştırmaları merkezi yayınları, s.73, 2005, İstanbul

KAPAR, Recep, s.103

SELÇUK, Fatma Ülkü, Örgütsüzlerin Örgütlenmesi, Enformel Sektörde İşçi Örgütleri, Atölye Yayınevi, s.100, 2002,  Ankara