Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşları Açısından Sosyal Güvenlik Hakkı

Günümüz modern devlet anlayışlarının gereği ve sonucu olarak bireyin temel hak ve özgürlüklerini, devlete ve bireylere karşı koruma amacı güden modern hukuk sisteminde  sosyal güvenlik hakları büyük önem taşımaktadır. Temel hak ve özgürlükleri düzenleyip güvence altına alan Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve devletin bu güvenliği sağlamakla yükümlü olduğu açıkça belirtilmiştir. Anayasamızın 62. maddesi ülkemizin vatandaşları sınırlarımız dışında bulunup yabancı bir ülkede çalışmakta olsalar dahi devletin Türk vatandaşlarının sosyal güvenliklerini sağlamak ile yükümlü olduğunu ve bu hakkı korumak adına gerekli tedbirleri almak mecburiyetini düzenlemektedir. Bu kapsamdaki hukuki düzenlemeler küreselleşmenin etkisi ile artan göç hareketleri sonucu ortaya çıkan hukuki boşlukları doldurarak bireylerin sosyal güvenlik haklarının korunmasına hizmet etmektedir. Ülkemizde yabancı devletlerde çalışan Türk vatandaşlarının Türk sosyal güvenlik mevzuatına tabi olmaları ve buna bağlı haklardan yararlanmalarını sağlamak amacı ile yürürlüğe girmiş iki kanun bulunmaktadır: 30.05.1978 tarihli 2147 sayılı Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ve 08.05.1985 tarihli 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun.  Açıklanacağı üzere ilgili hususlar 3201 sayılı Kanunda detaylı olarak düzenlenmekle birlikte ek olarak sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortalarını düzenleyen 5510 sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler ile SGK genelgeleri de bu kapsamda birlikte değerlendirilmektedir.

İlgili düzenlemeden kimler yararlanabilir?

3201 sayılı Kanunun ilk maddesine göre Türk vatandaşı olup da yurt dışında ikamet eden ve çalışan kişiler ile doğumla kazandığı Türk vatandaşlığını sonradan izin ile kaybedenler bu kanun kapsamındadır.  Yine aynı maddede bu kişilerin talepleri doğrultusunda belgelendirilmek şartı ile yurt dışında geçen sigortalılık süreleri, bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerinin Türkiye’de geçmiş hizmet süreleri gibi değerlendirileceği belirtilmektedir. Kanun kapsamında olan kişilerin talepte bulunmaları ve kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödememiş olmaları bu düzenlemeden yararlanabilmeleri için gerekli ön koşullardır. Belirtilen kişilere ek olarak yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmek şartı ile kanunda düzenlenen haklardan yararlanabilmektedir.

Yurt Dışı Hizmet Borçlanması

Hizmet borçlanması türlerinden biri olan yurt dışı hizmet borçlanması, yurt dışında geçen hizmet sürelerinin Türkiye’de geçmiş gibi kabul edilmesini sağlamaktadır ve yurt dışında çalışan, yurt dışında çalıştıktan sonra ülkemize dönüş yapan vatandaşlarımızın sosyal güvenlik haklarını korumak adına  büyük önem taşımaktadır. Bu sayede yurt dışında çalışmakta olan Türk vatandaşları işçi veya bağımsız çalışan olarak geçirmiş oldukları hizmet sürelerini borçlanarak Türkiye’de emekli olma hakkını elde edebilmektedir. Bu düzenlemeye 3201 Sayılı Kanunun birinci maddesinde sayılan kişiler tabi olmakla birlikte çifte vatandaşlar da bu kanundan yararlanabilmektedir fakat mavi kart sahiplerinin borçlanma hakkı bulunmamaktadır. Türk vatandaşı olmak, yurt dışında sigortalı olarak çalışılmış sürelerin olması ve bu hizmet sürelerinin belgelendirilmesi, “Yurt Dışı Süreleri Borçlanma Talep Dilekçesi” ile yapılacak yazılı bir talebin bulunması hizmet borçlanmasından yararlanabilmenin temel şartlarını oluşturmaktadır. Borçlanma talebinde bulunulması herhangi bir süre şartına tabi değildir, şartları sağlayan kişiler her zaman borçlanma başvurusu yapabilmektedirler.(Güzel, Okur ve Caniklioğlu, 2020, s. 558)

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise borçlanmaya tabi olacak sürelerden olan yurt dışında iş sözleşmesi kapsamında veya kendi adına ve hesabına bağımsız olarak geçen sigortalılık süreleri, sigortalılık süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar yurt dışında geçen işsizlik süreleri ile ev kadını olarak geçen sürelerin 18 yaşın tamamlanmasından sonra geçirilen süreler olmasıdır. Yurt dışında çalışan vatandaşların 18 yaşını tamamlamadan önce sigortalı veya ev kadını olarak geçirdikleri süreler ile ikili sosyal güvenlik sözleşmesine göre kendilerine kısmi aylık bağlananlardan yurt dışında geçen sigortalılık süreleri arasındaki ve bu sürelerin sona erdiği tarihten sonraki işsizlik süreleri, sosyal güvenlik kanunlarına göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kapsamında geçen sürelerle çakışan yurt dışı süreleri ise borçlanma yapılamayacak süreler dahilindedir. (YGSBDİY, m. 6/2). Bu hususta 3201 sayılı Kanuna göre yabancı ülkelerde borçlanılacak sürelerle çakışan Türkiye’deki prim ödeme sürelerinin hangisinin iptal edileceği konusunda uygulanacak kurallar ayrıca 2011/48 sayılı Genelgede belirtilmektedir.

İlgili kişilerin yurt dışı hizmet borçlanmasından yararlanmaya hak kazanmaları durumunda borcun tutarının belirlenme şekli 3201 sayılı kanunun 4.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre borçlanılacak her gün için tahakkuk edilecek borç miktarı, başvuru tarihi esas alınmak üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ nun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’idir. Fakat borçlanma tutarına esas alt sınır, Cumhurbaşkanı tarafından prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak kaidesi ile farklı bir tutarda belirlenebilmektedir. TL cinsinden bildirilecek olan borç tutarının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekmekte  aksi takdirde kişilerin yeniden başvuruda bulunma zorunluluğu doğmaktadır. Borçlanmadan vazgeçilmesi veya borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartların sağlanmaması durumunda ise başvuranların veya onların hak sahiplerinin talepleri üzere yapılmış olan ödemeler faizsiz olarak iade edilmektedir.

Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespiti, sigortalılığın başlangıcı ve sürelerin değerlendirilmesi

Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde öncelikle istek sahibinin bu süreleri ispatlar belgeleri ilgili kuruma sunması gerekmektedir. Sürelerin tespitinde ibraz edilen belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gün sayıları esas alınır  ve 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün olarak hesaplanır. Yurt dışı hizmet borçlanmasına ilişkin hesaplanan bu  süreler 5510 sayılı Kanun madde 4/1-b kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir (3201 s. K., m. 5/4; YGSBDİY, m. 12/2). Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılmakta, sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmektedir. Borçlanma talebinde bulunmuş kişilerin Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmadığı takdirde ise bu kişilerin sigortalılıklarının başlangıç tarihi borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarih kabul edilmektedir.

3201 Sayılı Kanuna göre borçlananların, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri yapılmış ülkelerdeki hizmetleri,  söz konusu sözleşmede Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunmadıkça sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmamaktadır.

Yargıtay da bu hususta: “ Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarında belirtildiği üzere, borçlanılan sürenin ilişkin olduğu çalışmaları Almanya’da geçen davacı hakkında, Anayasanın 90/ son maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesin “bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği” yönündeki uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları ( aylıkları )” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 Sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmünün, bir atıfet yasası olan 3201 Sayılı Kanun’un 5/ son maddesi karşısında uygulamada önceliği bulunmaktadır..” ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/10-284, K. 2021/160 ,T. 25.2.2021)

Bir diğer husus ise Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması hâlidir. Bu durumda borçlanılan sürelerin 5510 sayılı Kanun madde 41’de yer alan hükümler doğrultusunda Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık süresi bulunmamakta ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edileceği belirtilmiştir.

Yurt dışı hizmet borçlanması sonucu aylık tahsisi

3201 sayılı Kanuna göre değerlendirme yapılmasının ardından bu kanuna göre belirlenen hizmet sürelerine tabi olan kişiler aylık tahsisi talebinde bulunabilmektedir. Fakat aylık tahsisi için kanunda belirli şartlar aranmaktadır. Öncelikle aylık tahsis edilecek kişinin yurda kesin dönüş yapmış olması, şahsına tahakkuk ettirilmiş olan borcun tamamını ödemiş olması ve ardından yazılı istekte bulunmuş olması üç ana şarttır. Bu şartları yerine getirerek tahsise hak kazanan kişilerin aylıkları, yazılı istek yaptıkları ay başını takiben başlatılarak 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi hükümlerine göre bağlanmaktadır.

Fakat bu kapsamda aylık almaya başlayan kişilerin tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışmaya başlamaları, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almaları halinde bu hallerin başladığı tarihten itibaren aylıkları kesilmektedir. Tahsis edilen aylıkları sayılan nedenler ile kesilenlerin yurt içi veya yurt dışında tekrar başlayan çalışmalarının ya da ikamete dayalı bir ödenek alanların ödeneklerinin sona ermesi durumlarında kişilerin yazılı talepte bulunmaları ile bu talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanmaktadır.  Yurt dışında kısmi süreli olarak çalışanlar da bu kesintiye tabi tutulmakta iken 26 Haziran 2020’de Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile yurt dışında zorunlu sigortalılığa tabi olsalar dahi kısmi süreli çalışanların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği dolayısıyla aylıklarında bir kesinti meydana gelmeyeceği düzenlenmiştir. Yargıtay da bu hususta; …borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6. maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi, yurda kesin dönülmüş olmasıdır. Kesin dönüşün, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade ettiği; “sosyal sigorta ödeneği” deyiminden, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerin amaçlandığı; “sosyal yardım ödeneği” ibaresinin ise bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen, ikamet şartına bağlı nakdi yardımlar anlamını taşıdığı kabul olunmaktadır. .”

Özetle, sosyal güvence hakkı vatandaşlar ülke sınırları içinde bulunmasa dahi devlet tarafından gözetilmesi, kanuni düzenlemeler ile güvence altına alınması gereken ve  Anayasa ile korunan temel bir haktır. Bununla paralel olarak ülkemizde en son yürürlükte olan 3201 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda ilgili kişiler açıklanan hükümler ve gereklilikler çerçevesinde bu haktan yararlanabilmektedir.